Olanı da olmayanı da...
Numan Sevgilisiyle Migros’a girdi.Derin bir septik koku meyve kumaş vesaire…Aldırmadılar sonra kız gitti kendi eşyalarının olduğu bölüme.Numan baktı ki her şey de bir kimyevi zikredilmiş hal var.Aldırmamak umursamamak elde değil.Gereksiz şeylerini bile ambalajı eften püften ürünlerin bile bir kriptiröz metalimsi jelatin ve boya karışımı giysisi var.Meyve bölümüne geçti orada adam gibi bir şey bulacağını sanırken ay taşı gibi portakalları gördü yamrulmuş ve yumrulmuş bir yerleri şişmiş neden ki derken deminki hadisenin buraya da aksettiğini anladı.Portakallara erkeklik hormonu verilmişti.Domateslerden birisini ısırdı tadı aynı küçükken banyoda oynadığı küçük ördeğinin plastik tadı gibiydi.Gitti bir muzu ağzına aldı..Hakikaten ağzına aldı kelimenin tam anlamıyla ağzına aldı…Selüloz ve esans karışımı baygın bir şey ağzından aktı.
Tıpkı bir porno film gibi her şey rol kesiyordu her şey o an oymuş gibi yapıyordu.
Anladı ki başka yerlerde de farklı değildi bu durum.Kendisi de dahil olmak üzere erken olgunlaştırılıp rolüne biçilip dikiyorlardı.
Olmayanı da oymuşlardı…olanı da…
Kendi vücudunda ki hormonları düşündü Numan…Göğüsleri büyüyüp pipisi küçülen bir adama mı dönecekti.
Kız arkadaşının derisini kalçalarını ve rahmindeki kimyayı ,sıvıyı neyin ne kadar etkilediğini bilemeden çaresizlik içinde çıktı dışarı…
Dışarı çıkınca da bu köylü toplumunun (Yada tahıl demek gerekir belki) 20 derece sıcakta doğalgazı bırakıp evinde kömür yakmaya başladığını kalın ve pis bir hava katmanını soluyunca anladı…
Ana avrat küfretti,,kız arkadaşını da orada bıraktı..nereye gittiğini bilemedi….
Belki de bir minibüs şöförünü bıçaklayacaktı… bozuk para eksik çıktı diye …
dallamalık yapan…
Konu: vay vay vay
sen bellegoth u tut "hoş güzel gotik"e kadar getir.. sanat budur.. :)
asıl oluşum aşamalarını anlatsam emeğinize peh dersiniz herhalde..
Bağlantı »
Konu: ısrar
Candan Hanım vermiş olduğunuzu gaz bana yeter..ben artık blogcuyu yazıya boğarım..saolun eksik olmayın..ama hala o gittiğiniz yerden blogcu ya dönmeniz fikrinde ısrarcıyım
Bağlantı »
Konu: ...
Numan'da daha ne hikâyeler var da yazmıyor, çevreyi kolaçan ediyor, ortamı yokluyor gibime geliyor. yanlışsam ''yanlış'' deyin hocam.
Derin'i ayrı, Numan'ı ayrı güzel blogger, helâl ;)
Bağlantı »
Konu: bellegoth
Tragedian inanırmısın Bellegoth yazıp google da arattırdım...tarattırdım ne oldu ki tara babam tara sonunda bellegoth..şimdi bunu dilimizdeki sessel karşılığını da bir an düşündüm ama o da iğrenç bir şey..diğer taraftan bellegoth bir mezar metal grubu falansa o daha bilimsel tabi ki..ha şöyle goth son eki (yada suffix) bir gothi manasya geliyorsa belle ninde artık türkçe sessel benzeşmesini bir kenara bırakıp bellemek olmayacağını düşünerek şöyle diyebiliriz ki belle güzel hoş anlamına gelir yani bellegth güzel hoş gothik demektir...num
Bağlantı »
Konu: k
kedi kardeşim sen artık gerçkten bir kedisin...sana sahip çıkıyorm..zira aksini de yapsam fark etmeyecek..böyle hiç olmazsa 'adam kendini kedi zannediyormuş...' yada 'bir kadın varmış kendini kedi zannederek bloglara yazı yazıyomuş...' şeklindeki fıkraların yaratılmasına konu oluruz..bir işlevimiz olur heç olmazsa..num
Bağlantı »
Konu: olay şudur o halde;
hiç bir şeyi değiştirmeye gücümüz yetmeyecek çünkü olması gereken bu..
gördüğümüz duyduğumuz ve hissettiğimiz her şey yamulup yumulup yaratılış özelliklerini ve anlamını kaybedip ebediyete intikal edecek..
sonra da tüm o şeyler başka bir tarafta ideal formlarına ulaşıp nihayi (niha-i miydi ne bilim) mutluluğun zirvesine varacak.. hayallah bu mudur.. öyle geldi.. sevmedim.. ölün ulan..
Bağlantı »
Konu: -
kedi yazmak ister ama susar komşunun tekmesinden korkar zira sahibi de sahiplenmemiştir. ( yazara atıf olsun )
Bağlantı »
Konu: ham
açlık dedin de gilt..Hamsun dedin de..
Bağlantı »
Konu: migroskozmoz
o migroskozmozda, kuruyemiş reyonun içinde, köşeye gömülmüş hamsun'un açlık'ını okuyan beni de görmüş olması lazım. o açlığı hissederken, elinin uzanabildiği tüm kuruyemişlerden birer ikişer götüren (60 kg. açık çıkmıştı) beni... fıstık yeşiline ve turuncaya bürünmüş, yine kendisiyle aynı renkte arada sırada önünden geçen kasiyer kızları kesmekte. (hiçbiriyle tanışmadım, düşününce ben gidip kimseyle tanışmadım bugüne kadar... hep bekledim)... saat akşam 8 civarıdır. o sıralarda cep telefonun saati durmuş gibidir... radyo M durmadan çalar, günde birkaç kez kendini tekrarlar. çalışanlar dinlemek zorundadır, dinlemek zorundaydım. fena sayılmazdı eskilerin güzel şarkılarını çalarlardı... ama o trendle ilgili program...
ben Numan'ı görmedim, ben çok az şey gördüm o reyonun arkasından... gördüklerim evet dedirdi bana; evet dedim, bu toplumdan uzak kalmalıyım...
Bağlantı »