NuMANoLOji

1/8/2006

Mevzu..

Zen BaBa (2)

 

Düzenli bir adam değildi ama rengarenk gömlekleri için mevsim hep aynı kalırdı.Yaz.Karda kışta bile yaza ait çiçekli alacalı gömleklerle dolaşırdı dağınık odada.Can dediniz mi elinde tumba ve şnorkele hava basma gelirdi akıllara.

Num daha önce tanıştırılmıştı kendisiyle.

Can abi Sultanahmet’te rotayı uzak doğuya çeviren tayfanın has adamlarından biriydi.

Birde simsiyah giyinen sakallı bir arkadaşı vardı ama  o kadar etrafta görülmezdi.

Hayaletti bunlar…

 

Bir gün bu Uzakdoğu adamlarının bir muhabbetinde şahit olduğu vak’a karşısında Num’da biraz görüş değişiklikleri olmuştu.Ama böyle şeyler hep zaman alır..

 

Masanın üzerinde ekmek şarap salam hardal peynir yerde atkılar gölge gibi aceleyle kaçıp çıkan genç kızların geçtiği dar koridorlar da Can abi’nin dediği gibi her şey bir döngüydü, şöyle ki;

 

“Öleceğiz dimi biz şimdi abi?”

“Aynen öyle”

“Sonrada kalacağız öyle mezarda taş ot ve ağaç olup”

Can abi gitar da tamir ettiğinden çömezlerle konuşurken yüzlerine pek bakmadan anlatırdı anlatacağını sıkardı teli hesaplardı perde aralıklarını.Bu iş öyle boruya gelmez..

 

“Tam olarak öyle değil”

“Biraz aç abi…”

 

Dalga geçecek bir an kollanmakta....

 

“Tekrar döneceğiz öldüğümüzde”

“Nereye?”

“Ananın karnına!”

 

İşte güzel cevap..

 

“Anlamadım”

“Çok açık ölümden sonra tekrar anne karnına dönüyorsun ve yaşadığın bütün o yaşam her anıyla birlikte tekrar başlıyor”

“Abi ne saçmalıyorsun hep böyle doğup ölüp aynı hayata mı doğuyoruz yani?”

“Şüphen olmasın…Zaman içersinde öyle ileriye geriye gitmekte yok hep aynı kesitte…”

“Yani şimdi yaptığımız bu konuşmayı daha önce binlerce kez yaptık mı?”

“Belki de milyonlarca kez”

Her türlü gülmeyi dondurur bu ..

 

“Dejavu denen şey de bundan kaynaklanır,ölürsün ve hiç durmaksızın yaşamış olduğun bebekliğe, sonra çocukluğa ve erişkinliğe tekrar başlarsın…Arada yav ben bunu bir yerde daha önce yaşadım dersin ya..işte budur nedeni”

“Çok saçma…Sen gerçekten buna inanıyor musun?”

 

Cevap vermeden Marshall’ın kulağını büktü Can abi …

 

“Olur mu öyle şey ..Hayat yaşam bunlar bir süreçtir her şey akıp gider abi, kafayı mı yedin..Doğa insan belli bir süreç içersinde sonsuzluğa doğru değişerek giderler…Çok mu içiyosun ..na’pıyosun sen?”

 

“Niye panik oldun ki?”

“Panik manik değil …peki o zaman biz baş döndürücü bir şekilde hep aynı daire içinde dönüp duruyoruz.Ne yapmalı o zaman senin teorine göre?..eğer bu doğruysa…”

 

Can abi amfiyi kıstı.

 

“Hayatını yüz binlerce kez sonsuza dek hep yaşayacağın için içersindeki kötülük ve yanlışlıkları azaltmaya çalışacaksın…Kötü bir yaşamı tercih edersen tekrar tekrar acı çekeceksin demektir…Bu kısır döngü gibi görünen şeye hala müdahale edebilirsin, diğer doğuşlarında yanlış olanı yaşamamak için..”

 

 

 

Bu konuşmaya şahit olanların bir kısmı ‘siktir lan!’ dediler içlerinden..Bazıları durum değerlendirmesi yaptılar..

ama o akşam ne kadar zorladılarsa da Can abi’nin ağzından bu konuyla ilgili bir kelime daha çıkmadı..

 

 

 

30/7/2006

Zen BaBA

Numan babasıyla oturuyordu ,doğaya karşı.Karadeniz’de bir yerlerdeydiler.

Babası beklenmedik  bir konuşma açtı.

Dağları gösteriyordu…

“Bunlar böyle değildi “dedi

 

Numan dağlara baktı.Herhalde 2.5 milyon yıldır öyleydiler…

 

“Nasıl ?” dedi…

“Biz küçükken bu dağlar daha değişikti” dedi babası…

“Dağ değişir mi baba?” dedi Numan “Amma yaptın!..”

“Bak oğlum” dedi baba,

“Şu Dağın ucu bu kadar sivri değildi mesela”

 

Kaçkarların sisleri arasında bir dağ başını işaret etti.

 

“Biz büyüdükçe  biraz daha yassılaştı”dedi

“Yol geçen hanı mı baba o dağ en aşağı 2000 metre ,nasıl olur?”

 

Adam Numan’a granit gibi görünüyordu.

 

“Mesela şu bizim balık avladığımız vadi varya..”

“Evet…”

“O vadiye bir şeyler oldu 1950 ‘de ki gibi değil daha bir genişledi”dedi.

“Sonra deniz kıyısı da biraz içerlere kadar çekildi gibi”

“Hiç inşaat yok buralarda doğa değişmez baba abartıyorsun” dedi Numan.

 

İçine de garip bir kurt düştü ama.Kurt kıvrılıp uykuya dalmaya meraklıydı…

 

“Bir şey bilmediğinde bizzat şahit olana inan” dedi baba .

 

Numan katı üniversite pozitivizmine ergenlik sivilcelerini eklediği ve tamamen dogmatik bir iki kitap okuyup sert çocuk takıldığı için babasının erken bunama geçirdiğini düşündü.Walkman’e bir Motorhead sokuşturdu.

‘Anca gidersin’ dedi içinden..

 

Hakikaten de babası yeni bastıran Karadenizin boğucu sisi arasına, fındık çuvalını alarak dalıp gitti..Görünmez oldu.Orta boylu karaltısını sis yavaş yavaş yuttu.

 

Dağlar vadiler hep aynı kaldı uzun süre Numan için…

 

 

Birgün Numan’ın babası 20 yıl sonra o sisin içersinden çıkageldi.

 

 

Numan ter içersindeydi,sıkılmıştı,yarı kederli bir stres  içersindeydi….

 

 

Yanında ne müzik vardı nede pozitivizm…

 

 

“Biraz daha anlatsana “ dedi babasına…

 

 

babası daha da yaşlanmış nasırlı eliyle gene bir yerleri işaret edip söze başladı....